Antoine Lavoisier Kimdir? Antoine Lavoisier Kısaca Kimyaya Katkıları ve Hayatı


Teknonce > Bilim > Antoine Lavoisier Kimdir? Antoine Lavoisier Kısaca Kimyaya Katkıları ve Hayatı
Antoine Lavoisier Kimdir? Antoine Lavoisier Kısaca Kimyaya Katkıları ve Hayatı

Modern Kimyanın Babası olan Fransız kimyacı Antoine Lavoisier kimdirAntoine Lavoisier'nin buluşları nelerdir? İşte Antoine Lavoisier'nin kısaca kimyaya katkıları ve hayatı...

Antoine Lavoisier Kimdir? Antoine Lavoisier Buluşları, Kimyaya Katkıları ve Kısaca Hayatı

Tam ismi Antoine-Laurent de Lavoisier olan Fransız kimyacı, 26 Ağustos 1743 tarihinde Paris, Fransa'da dünyaya gelmiştir. Parisli zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Antoine Lavoisier, küçük yaşta annesini kaybetmiştir. Babası tarafından büyütülen Antoine Lavoisier, ilk başlarda babasının da etkisiyle hukukçu olmaya yönelir ve hukuk bölümünü bitirerek Paris'te bir süre avukatlık yapar. Fakat deneysel bilim merakının artmasıyla hukukçu olmaktan vazgeçer. 21 yaşındayken Paris sokaklarını aydınlatma projesinde 1. olarak Fransız Bilim Akademisi tarafından altın madalya ile ödüllendirilmiştir.



Kimya alanındaki çalışmaları yoğunlaşan Antoine Lavoisier, 25 yaşındayken Fransız Bilim Akademisi'ne üye seçilmiştir. Aynı zamanda hükümetin özel bir komisyonunda görevlendirilen Fransız kimyacı, metrik sisteminin oluşturulması, Fransa'nın jeolijik haritasının çıkarılması gibi uygulamalı bilim çalışmaları düzenlemiştir. Ayrıca o sırada bir tür abluka altında olan ülkesinin savunma ihtiyacı olan barutun üretim sorumluluğunu üstlenmiştir. Antoine Lavoisier tüm bu işlere rağmen bilimden kopmamış ve her fırsatta özel laboratuvarına çekilip deneylerini sürdürmüştür.

Flogiston Teorisi

Antoine Lavoisier, bilim dünyasında yanma olayına ilişkin geliştirdiği yeni kuramıyla büyük bir üne kavuşmuştur. Ayrıca deneylerinde, özellikle ölçme işlemi yaparken gösterdiği olağanüstü duyarlılık, kendinden sonraki araştırmacılar için özenilen bir örnek olmuştur.

Antoine Lavoisier araştırmalarına başladığında, kimyada yanmaya ilişkin flogiston kuramı geçerliydi. Bilindiği gibi, bir tahta ya da bez parçası yandığında duman ve alev çıkar, yanan nesne bir miktar kül bırakarak yok olur. Yürürlükteki kurama göre, yanma; yanan nesnenin "flogiston" denen, ama ne olduğu bilinmeyen, gizemli bir madde çıkarması demekti. Odun kömürü gibi yandığında geriye en az kül bırakan nesneler flogiston bakımından en zengin nesnelerdi.

Bu kuram birçok bilim adamı tarafından kabul edilse de bu kurama ters düşen gözlemler de yok değildi. Bunlardan biri yanma için havanın gerekliliğiydi. Bir diğeri ise kurşun gibi madenlerin, erime derecesinde ısıtıldığında, yüzeylerinde oluşan "calx"ın, madenin eksilen bölümünden daha ağır olmasıydı. Aslında yanma olayının açıklanmasının zor olmasının sebebi gazlara ilişkin bilgi eksikliğiydi. 1756 yılında İskoç kimyager Joseph Black "sabit gaz" dediği karbon dioksidi buluncaya dek bilinen tek gaz havaydı. İngiliz kimya bilgini Joseph Priestley daha sonra deneysel olarak 10 kadar yeni gaz keşfeder. Bunlardan biri onun "yetkin gaz" dediği, ileride Antoine Lavoisier'nin "oksijen" adını verdiği gazdır.

Antoine Lavoisier yanma olayı ile 1770'lerin başında ilgilenmeye başlamıştı. Kapalı bir kapta fosfor yakınca gazın ağırlığının değişmediğini, oysa kabı açtığında havanın içeri girmesiyle birlikte gazın ağırlığının az da olsa arttığını saptamıştı. Bu gözlemin yürürlükteki kurama uymadığı belliydi, ama daha doyurucu bir açıklaması da yoktu. Birkaç yıl sonra Paris'te Joseph Priestley ile buluşan Antoine Lavoisier, aradığı açıklamanın ipucunu Priestley ile yaptığı konuşma sonucunda bulur. Joseph Priestley, cıva oksit üzerindeki deneylerinden bahsederken bulduğu yetkin gazın özelliklerini anlatmıştır.

Oksijenin keşfinde öncelik Lavoisier'nin olmasa da bu gazın gerçek önemini ilk kavrayan bilim insanı oydu. Antoine Lavoisier, Priestley'in deneylerini kendine özgü dikkat ve özenle tekrarlamaya koyulur. Belli miktarda havaya yer verilen bir kapta cıva ısıtıldığında cıvanın, kırmızı cıva okside dönüşmesiyle ağırlık kazandığı, havanın ise aynı ölçüde ağırlık yitirdiği görülür. Antoine Lavoisier deneylerinde bir adım daha ileri gider: cıvadan ayırdığı cıva oksidi (calx'ı) tarttıktan sonra daha fazla ısıtır; kora dönüşen kırmızı oksidin giderek yok olmaya yüz tuttuğunu, geriye belli sayıda cıva taneciğiyle, solunum ve yanma sürecinde atmosferik havadan daha etkili bir miktar "elastik akıcı" kaldığını saptar. Elastik akıcı Priestley'in "yetkin gaz" dediği şeydi.

Antoine Lavoisier tarafından yapılan bu çalışma sayesinde Flogiston teorisi yıkılmış ve yeni teroi benimsenmeye başlanmıştır. Antoine Lavoisier, ne yeni bir kimyasal nesne ne de kimyasal olgu keşfetmemiştir. Fakat yaptığı çalışmalarla modern kimyanın babası olarak anılmıştır.

Kütlenin Korunumu Kanunu

Antoine Lavoisier'i unutulmaz yapan özelliklerinden biriside nesnelerin kimyasal değişimlerini ölçmede gösterdiği olağanüstü duyarlılıktır. Bu özelliği ona "Kütlenin Korunumu Yasası" diye bilinen çok önemli bilimsel bir ilkeyi ortaya koyma olanağı sağlar. Lavoisier, kimi kez kendi adıyla da anılan bu ilkeyi şöyle dile getirmişti: "Doğanın tüm işleyişlerinde hiçbir şeyin yoktan var edilmediği, tüm deneysel dönüşümlerde maddenin miktar olarak aynı kaldığı, elementlerin tüm bileşimlerinde nicel ve nitel özelliklerini koruduğu gerçeğini tartışılmaz bir aksiyom olarak ortaya sürebiliriz demiştir." Bu söylemleriyle modern kimyanın temellerini atmayı başarmıştır.

1794 yılında solunum üzerine deneylerini yaptığı sırada Devrim Mahkemesi önüne çağrılır. Fransız devrimi karşıtı olarak karalanan aristokrasiyle ilişkisi ve vergi toplamada yolsuzluk (Lavoisier topladığı vergilerin küçük bir bölümünü laboratuvar deneyleri için harcamıştı). suçlarıyla yargılanmıştır. Mahkemenin verdiği karar sonucunda, 8 Mayıs 1794 tarihinde kafası giyotinle kesilerek öldürülmüştür.

Etiketler: antoine lavoisier kimdir, antoine lavoisier buluşları, antoine lavoisier kimyaya katkıları kısaca, antoine lavoisier kısaca hayatı

Haberi Paylaşın


Önerilen Haberler


YORUMLAR(0)

  1. Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yap